Berrak zihinler için yalın, zengin, bağımsız bir Türkçe dijital medya üyeliği.
Ücretsiz Kaydol →
Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 13 Mart 2025 tarihinde yayımlanan Türkiye Yaşlı Profili Araştırması 2024 sonuçları, ülkemizde yaşlı nüfusun artış trendini net bir şekilde ortaya koyuyor.

2025 yılında ilerledikçe 2024 yılına ilişkin karşılaştırmalı veriler de peşi sıra geliyor. Ülke içinde yoğun bir takvimden geçerken, yurt dışından gelen veriler Türkiye’nin karşılaştırmalı olarak dünyanın neresinde yer aldığını görme imkânı tanıyor.

Mutsuz insanlarla dolu bir ülke olduk. Ülkede yaşayan insanların genel mutluluk düzeyi, endeksin başladığı en eski yıl olan 2003'ten bu yana %65'in altında. Özellikle 2016 yılından sonra bariz bir şekilde mutsuzlukta artış gözlemleniyor.

Merkez Bankası'nın 2025 yıl sonu enflasyon tahmini %21 olarak alındığında; Ocak ayı enflasyonu %5, Şubat ayı enflasyonu %3olduğunda, gelecek 10 ayda enflasyonun yaklaşık her ay %1,3 olması gerekiyor. Mümkün mü? Ekonomik olarak mümkün olmasa da TÜİK varsa her şey mümkün!

En küçüğümüzden en büyüğümüze, pek çoğumuz Microsoft’un Excel ve Word uygulamalarıyla hayatının bir döneminde haşır neşir olmuştur. Excel üzerinden hesap yapmak kolaylaştıkça, Excel kullanıcısı bazen gerçek hayatın bir Excel çalışma tablosundan oluştuğu ‘illüzyonuna’ kapılabilir.

Geçtiğimiz hafta Cuma günü, hem Aralık 2024 enflasyonu açıklandı hem de 2024 yılının genelindeki enflasyonu öğrenmiş olduk.

Asıl gündem ekonomi olması gerekirken ülke gündemi, komşu ülkelerde kazanıldığı düşünülen siyasi başarılarla şekilleniyor. Muhalefet ise zayıf medya desteği ve sınırlı ulaşımı nedeniyle konuyu ekonomiye taşımakta yetersiz kalıyor. Oysa ekonomik zorluklar ve tutmayan enflasyon hedefleri, kamu kesiminin kontrolsüz harcamalarıyla birleşerek halkın temel meselesi hâline gelmiş durumda.

Bazı çevreler, göçmenlerin gitmesi hâlinde Türkiye sanayisinin büyük zarar göreceğini öne sürüyor. Ancak bu görüş, asgari ücrete sınırlı zam yapılmasını savunan ve düşük maliyetle iş gücü elde etmek isteyen zihniyetin bir yansımasıdır.

Enflasyon bir türlü düşmüyor. Dahası, süreç uzadıkça kur sabit kalsa bile yüksek faiz ciddi bir maliyet unsuru haline dönüşmüş durumda.

Bu hafta içeride Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararını karşılayacağız. Beklentiler Merkez Bankasının faize ilişkin bir hamlede bulunmayacağı yönünde.
